ARDAHAN İLÇELERİ HAKKINDA RESMİ VE ANSİKLOPEDİK BİLGİLER
ARDAHAN POSOF
Ardahan posof ilçesi Eski ismi Duğur'dur. İlçede el sanatları olarak çevre illerde isim yapmış Posof (Duğur) gümüş kemerleri ve Posof bıçakları sayılabilir. Bakır ve halı işlemeciliği ise, geleneksel el sanatlarıdır. 1878'de 93 Harbi, 1950'lerde ise geçim sıkıntısı yüzünden ilçeden büyük göçler olmuştur. Posoflular gittikleri yerde semtler ve köyler de oluşturmuşlardır. Bunlardan bazıları Kahramanmaraş, Afşin'deki İnci köyü - Türk Poskoflu, Muş-Muratgören, Bursa-Yıldırım'daki Teleferik Semti ve Zeyniler Köyü, yine Bursa'ya bağlı Kestel ilçesindeki Burhaniye köyüdür. Posof, dışarıya göç veren bir ilçedir. Çok sayıda Posoflu'nun göç ettiği İnegöl'de Posofluların mahalleleri, çay bahçeleri, kıraathaneleri ve dernekleri vardır. İlçede okuma yazma oranı 2011 itibariyle %93'tür.[2] Türkgözü Sınır Kapısı Türkgözü Sınır Kapısı Posof'tadır. Posof’un deniz seviyesinden yüksekliği 1583 m, yüzölçümü 606 km²'dir. Etrafı yer yer yükseklikleri 3000 m'yi aşan yüksek dağlarla çevrili olan ilçenin orta kesimleri bu dağlardan inen akarsular tarafından derin vadilerle parçalanmıştır. Doğu-batı istikametinde devam eden bu vadinin rakımı 1200 m'ye kadar inmektedir. İlçenin güneyinde Ilgar Dağı, güney batısında Arsiyan ve Cin Dağları yer yer yükseklikleri 3000 m geçen dağlardır. Kaynağını bu dağlardan alan Posof Çayı ilçenin en önemli akarsuyudur. Batı-doğu istikametinde akmaya devam eden Posof çayı Gürcistan Cumhuriyeti ile sınır çizdikten sonra Gürcistan topraklarına girer. Gürcistan topraklarında Kura Nehri'yle birleştikten sonra Hazar Denizi’ne dökülür. İlçede irili ufaklı birçok göl bulunmaktadır. Bu göllerden Alabalık Gölü’nde, isminden de anlaşılacağı gibi alabalık üretilmektedir. Posof ilçesinin genelinde Karadeniz İklimi hakimdir. Her mevsimde yağış görülür. Yıllık ortalama sıcaklık 13-15 °C'dir. Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 21-23 °C'dir. Yıllık sıcaklık farkı 13-15 °C’dir. Doğal bitki örtüsü ormandır. Yüksek alanlarda Alpin çayırlar görülür. Posof ilçesi gür bir bitki örtüsüne sahiptir. Genel olarak orman ile kaplıdır. Yılın büyük bir bölümünde bitki örtüsü yeşilliğini muhafaza eder. İlçenin bitki örtüsü coğrafi özelliği bulunduğu yöreye göre şekillenmiştir. İlçe doğal orman alanı içerisinde kalmaktadır. Bu ormanları meşe, çam, köknar, ladin, kayın, kara ağaç, gürgen ve fındık ağaçları oluşturur. Dünyada yetiştirilen ve ekonomik değere haiz olan 4 önemli arı ırkından birisi olan Kafkas ırkı arı (Apis Mellifera Caucasica Gorb)'nın Türkiye'deki gen merkezi Posof'tur. Posof genelinde toplam olarak 4.500 adet arılı koloni bulunmakta olup, bunların 2.000 tanesi eski tip kovanlardadır. Yaklaşık olarak 100 arıcı ailesi tarafından işletme başına ortalama 45 adet koloni varlığı ile arıcılık faaliyetleri bal üretimine yönelik olarak sürdürülmektedir. Bu da; ilçenin arıcılık faaliyetlerinin ekonomik işletmecilik prensiplerine uygun olarak yapılmadığını göstermektedir. İlçenin zengin çiçek flora yapısına sahip çayır-mera alanlarında uygun arı konaklatılması halinde 10.000 arı kolonisi ile arıcılık faaliyetinin sürdürülebileceği yapılan bir çalışma ile hesaplanmıştır. İlçede yıllık bal üretimi ise 35 - 40 ton kadardır. Posof ilçesinde zengin çayır-mera alanlarında doğal olarak yetişmekte olan, yonca, korunga, üçgül, geven, ballıbaba, hindiba ve daha birçok nektar ve polen kaynağı bitkilerden üretilmekte olan çiçek balları oldukça iyi kalitededir. Posof ilçesinde üretilmekte olan kaliteli 2000-3000 adet ana arılar İlçemiz veya İlimiz dışındaki talep sahiplerine satılmaktadır. İlçe genelinde ekilebilir arazi 12.082 hektar, yani %25'i tarım alanı olup, bu arazinin %15,5'i sulanabilir durumdadır. Yeterli sulama ilkel olarak yapılmaktadır. İlçe genelinde yıllık ürün olarak 840 ton elma, 135 ton mısır, 202 ton buğday, 15 ton fasülye, 460 ton arpa, 300 ton patates, 4 ton ceviz, 4 ton erik, 84 ton armut, 2 ton Vişne, üretilmektedir. Ayrıca baklagiller üretimi olarak ta 5 ton üretim yapılmaktadır. Yem bitkisi yonca, korunga ve fiğ üretimi daha ağırlıklı yapılmaktadır. İlçede son yıllarda seracılık gelişmiş olup, iyi bir ekonomik geçim kaynağı haline gelmiştir. İlçenin %25'i ormanlık alanla kaplıdır. İlçedeki Orman İşletme Şefliğince 1998 yılında 545. 731 m³ tomruk, 250 ster istihsal edilmiştir. 1999 yılında sayım yapılmamıştır. İşletme şefliğince 2000 yılında 570 m³ tomruk, 400 ster yakacak odun, 60 ster lif yonga odunu, 7 m³ maden direk üretimi yapılmış, istihsal üretimi 2001 yılı içerisinde 513 m³ tomruk, 30 ster odun, l0 m³ maden direği ve 30 ster kazık, 231 ster yakacak odun 2 m³ sanayi odunu üretilmiş olup, üretime devam edilmektedir. İlçe genelinde ağaçlandırma çalışmaları programına alınmıştır. 2001 yılında 30 H. Dikim, l0 H. Sürüm, l5 H. Tabii Tensil yapılmıştı
ARDAHAN GÖLE
Göle, 1551 de Erzurum a, 1579 da
Kars eyaletine bağlanmıştır. 1830 da merkezi Dedeşen köyü olarak Çıldır Sancağı na, 1866 da bucak merkezi statüsüyle
Ardahan kazasına bağlanmıştır. 1878 de Rus işgalinden sonra ise, kaza merkezi Merdinik köyü (şimdiki ilçe merkezi) olmuştur.İlçe;Kazım Karabekir Paşa kuvvetleri ve milislerce 30 Eylül 1920 de Rus işgalinden kurtarılmış ve kırk yıl süren esaret altından çıkmıştır. Bu tarihten 1992 yılına kadar Kars iline bağlı bir ilçe olan
Göle, 1992 yılında Ardahan iline bağlanmıştır.Göle ilçe merkezinde belediye teşkilatı 1926 da kurulmuştur. Son olarak, 27 Mayıs 1992 tarihinde 3806 sayılı kanun ile Ardahan iline bağlanmıştır. İlçenin sınırları kuzeyinde Ardahan ili, güneyinde Kars ın Selim ilçesi, doğusunda Kars ın Susuz ilçesi, kuzey batısında Erzurum un Olur ilçesi, güney doğusunda Kars ili, güney batısında Erzurum un Şenkaya ilçesi ile çevrilidir. İl merkezine olan uzaklığı 45 km dir. İlçe merkezi ortalama rakımı 2038 metre olan düz bir alana kurulmuştur. Köyler ise kısmen düz ve kısmen de engebeli arazi üzerine yerleşmiştir. İlçenin toplam yüz ölçümü 1420 Km2’dir. Arazinin bir kısmı orman örtüsü ile diğer kısımları ise çayır ve mera ile kaplıdır. Ardahan ormanlarının yaklaşık %65 i
Göle ilçesinde bulunmaktadır. İlçenin her tarafı yeşil olduğu için Yeşil Göle adını almıştır. Kışları uzun, çok sert ve soğuk, yazları ise ılık ve yağışlı geçen karasal iklime sahiptir. Kış aylarında soğukluk -30 ya da 35 dereceye kadar düşer. Çok sert geçen kış aylarında yağan karın kalınlığı en az bir metreye ulaşır. Göle ovası, çukurluğu nedeniyle kış boyunca kimi zaman sisli günler geçirir. Yaz aylarında ise sıcaklık 25-30 dereceye kadar yükselir. Göle, nüfus ve yüzölçümü bakımından Ardahan ın en büyük ve en önemli ilçesidir. İlçede 53 köy vardır. Belediyesi olan sadece Köprülü beldesidir. Göle ilçesi bir ilçe belediyesi, dört mahalle, bir adet belde belediyesi ve 53 köyden ibarettir. Oba ve benzeri yerleşim birimleri bulunmaz. ,İlçenin sınırları kuzeyinde Ardahan ili, güneyinde Karsın Selim ilçesi, doğusunda Karsın Susuz ilçesi, kuzey batısında Erzurumun Olur ilçesi, güney doğusunda
Kars ili, güney batısında Erzurumun Şenkaya ilçesi ile çevrilidir. İl merkezine olan uzaklığı 45 km dir. İlçe merkezi ortalama rakımı 2038 metre olan düz bir alana kurulmuştur. Köyler ise kısmen düz ve kısmen de engebeli arazi üzerine yerleşmiştir. İlçenin toplam yüzölçümü 1420 Km2’dir. Arazinin bir kısmı orman örtüsü ile diğer kısımları ise çayır ve mera ile kaplıdır. Ardahan ormanlarının yaklaşık %65i Göle ilçesinde bulunmaktadır. İlçenin her tarafı yeşil olduğu için Yeşil Göle adını almıştır. Kışları uzun, çok sert ve soğuk, yazları ise ılık ve yağışlı geçen karasal iklime sahiptir. Kış aylarında soğukluk -30 ya da 35 dereceye kadar düşer. Çok sert geçen kış aylarında yağan karın kalınlığı en az bir metreye ulaşır. Göle ovası, çukurluğu nedeniyle kış boyunca kimi zaman sisli günler geçirir. Yaz aylarında ise sıcaklık 25-30 dereceye kadar yükselir. Arazi Yapısı : İlçemiz Merkezi ortalama rakımı 2030 metre olan düz bir alana kurulmuştur.Köyler ise kısmen düz ve kısmen de engebeli arazi üzerine yerleşmiştir. İlçemizin toplam yüzölçümü 1420 Km2’dir. Arazinin bir kısmı orman örtüsü ile diğer kısımları ise çayır ve mera ile kaplıdır. İlçemizde tarımsal ürün olarak arpa, buğday ve patates yetiştirilmektedir. İklimi : Kışları uzun, çok sert ve soğuk, yazları ise ılık ve yağışlı geçen karasal iklimine sahiptir. Çevre : İlçemiz kuzeyinde Ardahan İl Merkezi, güneyi ve doğusu Kars İli (Selim, Sarıkamış, Susuz ilçesi) , batısında ise Erzurum İli (Şenkaya, Olur ilçesi), kuzey batısında Artvin ili (Şavşat ilçesi) ile çevrili olup, İl Merkezine uzaklığı 42 Km’ dir
ARDAHAN ÇILDIR
Çıldır, en eski Türk yerleşim merkezlerinden biridir. Heredot tarihinde de bahsedildiği gibi, M.Ö. 650-700 yılları arasında bölgeye gelen Saka Türkleri, Çıldır’ a ebedi Türk olma damgasını vurmuşlardır. Zaten Çıldır adı da oradan gelmektedir. Çıldır, Oğuz Han’ın Çavuldur Boyu adının; Çavuldur (Çaldur) Çıldır şeklinde fonetik bir değişikliğe uğramış biçimdir. Çavuldur, Oğuz’un Gökhan’dan olma ikinci torunudur. Yöre halkının meskuniyeti, böylece 1071 Zaferi’nden çok daha gerilere gider. Öyle ki, Anadolu kapılarını ebedi olarak Türklere açacak olan Sultan Alpaslan’ın ordusu, Çıldır’a geldiğinde, Akçakale mevkiinde üç gün misafir edilir ve ordusuna takviye birlikler verilir. Çıldır’ın bilinen tarihi zamanımızdan 6000 yıl öncesine gitmektedir. Yapılan araştırmalarda Hurrilerin burada Akçakale ada kenti olmak üzere bir devlet kurduklarını göstermiştir. M.Ö. 1900-1400 yılları arasında kurulan Kitanlı Devleti Çıldır gölü ve çevresine 500 yıl hakim olmuştur. Bundan sonra merkezi otoritesi kayıp olan Hurilerin 600 yıl süren derebeylik devresinde Akçakale Köyü merkez olmak üzere Gökdağ, İnektepe, Kalaça, Akçakale’ nin kuzeyinde Senger denilen yerlere birer kale kurarak derebeylik yörede egemen olmuştur. Özellikle Senger- Gökdağ üzerinde Trabzon’a kadar uzanan tarihi ipek yolunun bir kolunun da kontrol altına alınabilmesi için bir tepenin yapay engellerle sarplaştırılmasıyla dikkati çeker. Burası hem Çıldır gölüne hem’ de
Çıldır ovası’ na hakim bir derebeylik’ idi. Daha sonra aynı ırktan olan URARTU Devleti’nin egemenlik sürdüğü görülür. M.S. 650 yıllarında SAKA Devleti, URARTU Devletinin egemenliğine son vermiştir. Bir süre sonra yani M.S. 429 yılında 200 yıl boyunca İranlılar Çıldır’a hakim oldular. Bu dönemin izleri mezarda ateş yakmak ve ateşe su dökmenin günah sayılması gibi inançlarla günümüze ulaşmıştır. 450-500 seneleri arasında Musevi inancını kabul etmiş olan Hazarlar büyük bir Devlet kurarak Çıldır ve çevresini’ de topraklarına kattılar. Bu dönemde buralarda bulunan Kazak ve Borcalı’lara TEREKEME adı verilirdi. Selçuklu Sultanı Alpaslan 1064 yılında Horasan’dan büyük bir ordu ile gelip Mayıs ayında Cavak Sancağının merkezi olan Akçakale’ yi feth etti. Alpaslan’ ın savaşmadan teslim olma önerisini götüren İbni Mücahit ve Ebu Semre-yi Akçakale Beyi öldürttüğünden kent savaşla alındı ve gece yakıldı. Gölün doğu kıyısındaki Albiz Kalesi’ de alınarak yakılıp yıkıldı. Çıldırın İdaresi Alpaslan’ın kayın pederi sayılan Müslüman Loru Terekeme beylerine verildi. Akçakale, Akal-Palak halkı göç ederek yanan şehirlerinin yerine Ahırkelek Kalesini yaparak yerleştiler. Türkçe’de Şeytan anlamına gelen Albız halkı ise Rabat (Yıldırımtepe) kuzeyine Şeytan Kalesini yaptılar. 1064 yılından itibaren Çıldır bölgesi merkezi Şeytan Kale oldu. Loru Terekeme Beyleri Cavak Sancağını 60 yıl idare ettiler. Kıpcaklar 1124 yılında Daryal boğazından geçerek Çıldır’ı ele geçirdiler. Kıpçaklar Gürcüler in Bangrat Kırallarını tahta geçirdiler. Bu dönemde Çıldır’ dan diğer bölgelere büyük göçler oldu. 1125 yılında Çıldır Gürcülerden Harzem Şah’ ların eline geçti. 1239-1240 yıllarında Moğollar Harzem Devletini yıkarak Çıldır’ ı aldılar. Moğollar Ardahan, Çıldır ve Ahıska’ nın yönetimini Kıpcak beylerine verdiler. Dönem dönem beylikler egemenliği altında kalan Çıldır Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın Oltu, Ardahan ve
Kars’ ı almasından sonra 1546 yılında Safavı Şahı birinci Tahmasap Çıldır’ı Ata bek’ lerden alarak Cavak beylerinden Varaza oğlu Mahmut Hana verdi. Çıldır’ da Rabat ve Şeytan Kalesini yönetim merkezi yaptı. Safavi’ ler ve Osmanlılar Çıldır ve Ardahan arasında baskın ve talanlarla birbirlerini hırpaladılar. İran Serdarı Tokmahan ile Osmanlı Ordusu 09 Ağustos l578 günü Zurzuna, Purut ve Suhara (Çıldır, Eşmepınar ve Aşıkşenlik) arasında şimdiki Çıldır düzünde meydan muharebesi yaparak Şeytan Kalesi alındı. Lala Mustafa Paşa Fethedilen yerlerde 3 eyalet kurdu. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde eyaletlerden birisi olan Çıldır eyaletini Osmanlının doğudaki en güçlü ve zengin eyalet olduğunu belirtmiştir. 93 Harbi olarak geçen savaş sonrasında 1877 yılında bölge yeniden Rusların eline geçti 14 Temmuz 1878’ de yapılan Berlin anlaşmasıyla Ruslara savaş borcu olarak verilecek olan 245 milyon Osmanlı altınının 200 milyonunu karşılamak üzere 3 sancak denilen Kars,
Çıldır ve Batum sancakları Ruslara teslim edildi. 1917 yılında Rusya’da başlayan Bolşevik ihtilalini fırsat bilen Gürcüler bağımsızlıklarını ilan ederek Çıldır’ ın işgaline başladılar.Bu dönemde Çıldır Gürcülerle Ermeniler arasında çekişme bölgesi haline geldi. İşgale direnen Çıldır’ da yaşanan, Meryem ve Kotanlı köylerinin katliamlarından sonra iki yerleşim birimi yok edildi. Bu dönemde 19 Mayıs 1919’ da Samsun’ dan doğan güneş Amasya, Erzurum ve Sivas’ ta Ülkeyi aydınlatmaya başlamış, Çıldır’ dada Kuvay-i Milliye direnişi başlamıştır. Direnişe karşı başlatılan sindirme hareketi sırasında 1828 yılında Ruslarla yapılan Türkmen Çay anlaşmasıyla yaşadıkları bölgeler Ruslara bırakılan bu sebeple oralardan göç eden ve kitleler halinde Çıldır’ a yerleşen Terekemeler ile o zamana kadar Çıldır’ da yaşayan halktan büyük gruplar göç etmeye başladılar. Ancak Kuvay-i Milliye güçleri ve halk ozanı Aşık Şenlik gibi insanlar göçü değil, savaşarak kurtuluşu anlatmaya başladılar. Merkezi Erzurum’ da olan 15. Kolordu, Kazım Karabekir komutasında Milli Şura kuvvetlerinin yardımı ile önce Ermenilerin sonrada Gürcülerin üzerine yürüdü. 25 Şubat 1921 günü Çıldır düşman işgalinden kurtularak Türk topraklarına katılmıştır.
ARDAHAN HANAK
M.Ö. 680' li yıllara kadar Urartu hakimiyetinde kalan
Hanak' ın yazılı kaynaklarda bilinen ilk ismin Kırmalar mevkiindeki Kaya yazıtından alınan Urartuca bilgilere dayanılarak 'Tariu' olduğu anlaşılmaktadır. Çeşitli medeniyetlere beşiklik eden Hanak Oğuzların eline geçtikten sonra farklı isimlerle anılmıştır. (Kanak- Kanık) Oğuz boylarından (Kıpçak) ağzıyla ' KHANAH' oymağından kalma olduğu sanılmaktadır. Zamanla baştaki ' K' harfi düşüp ismin sonundaki 'H' harfi telaffuz zorluğundan dolayı 'K' harfine dönüşerek Türkçe büyük ses uyumuna uygun hale gelmiş ve 'Hanak' olmuştur. İlçeye bağlı Karakale köyü ortaçağda ilbeyi merkezi idi. Bugünde köyde eski şehrin harabeleri mevcuttur. Kırmalar mevkiinde bulunan Kaya Yazıtı şehrin tarihine ışık tutmaktadır. Selamverdi mahallesinde bulunan Kilise kalıntısı ile şehrin Güneybatısında merkeze yaklaşık 5 km. mesafede bulunan Kırnav Kalesi tarihi değere sahip yerlerdir. Ayrıca ' Harosman' adıyla maruf Ortakent yakınlarında bulunan kaya oymalı, irili ufaklı mağaralar tarihçi ve arkeologların araştırma ve tetkiklerini beklemektedir. Osmanlı taşra teşkilatı ve eyalet sistemi içinde
Hanak ve yöresinin 'Meşe Ardahan' namıyla ve ' Küçük Ardahan' olarak yer aldığını biliyoruz. İsmail HAKKI Uzunçarşılı, eserinde Erzurum eyaletine bağlı olarak Liva-ı Ardahan' dan başka Liva-ı Küçük Ardahan sancağının da mevcudiyeti bildirilmektedir. Kast edilen bu ismin Ardahan' ın doğusunda bulunan bölgeler ve dolaysıyla Hanak ve yöresi olduğu kuvvetle muhtemeldir. Hanak, 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı- Rus savaşından sonra 3 Mart 1878' de imzalanan Ayestefanos Andlaşması ile Elviye-i Selâse (üçvilayet) den olan Ardahan ile birlikte Rusya' ya savaş tazminatı olarak verilmiştir. Rusya' nın I. Dünya Savaşı devam ederken Bolşevik ihtilaline sahne olması nedeniyle savaştan çekilmesinden sonra imzalanmak sorunda kaldığı Brestlitowsk Barışı ( 3 Mart 1918 ) ile Bolşevik Rusya buraları Osmanlı Devleti' ne teslim etmek zorunda kalmıştır. 30 Ekin 1918' de Mondros Mütarekesiyle tekrar elden çıkan Hanak, 3 Aralık 1920' de imzalanan Gümrü Antlaşmasıyla resmi olarak Gürcülerden alınmıştır. Fakat bu tarih Ardahan' ın Türkiye' ye İltihak tarihi olup asıl Milis Kuvvetleriyle düşman işgalinden kurtuluş tarihi 1 Marttır. 11 Mart 1921 tarihinde yapılan Moskova Antlaşması ile bu durum siyasi sonuca bağlanmıştır. Ardahan' ın nahiyesi iken 1958 yılında ilçe olmuştur.
ARDAHAN DAMAL
Damal ve yöresi Orta Asya’dan Avrupa‘ya göç eden Türk boylarının geçiş güzergahında bulunan yerleşim alanlarıdır. Tarihte Ardahan-Posof Sancaklarına bağlı Kur’a ve Meşe
Ardahan adı ile anılan bölge 1064 yılında Alpaslan tarafından Selçuklu topraklarına katılmıştır. Akkoyunlu Uzun Hasan döneminde 1453 tarihinde Maraş yöresinden gönüllü olarak getirilen Dulkadurlu–Ulusu topluluğundan “Türkmenler“ günümüze kadar kendi gelenek ve göreneklerini koruya gelmişlerdir Ilgar ve Cin Dağlarını yaylak edinip zamanla
Damal bölgesinde köyler oluşturmuşlardır. Yöre halkı İstanbul ağzına yakın Maraş şivelerini günümüzde dahi kullanmaktadırlar. Geneli Hüseyni–Bektaşi olan Alevilik inancındaki yöre halkının kadın giysileri Orta Asya’ dan gelen eski Oğuz geleneğini yaşatmaları bakımından dikkate değer yönüyle Doğuda Tanrı Dağlarından Batıda Tuna boylarına kadar uzanan topraklar Türk kültür birliğinin kanıtıdır. Bölge 1876 –1920 tarihlerinde Rusların istilasına uğrayıp halen halk arasında 93 harbi olarak bilinen Osmanlı Rus savaşında 44 yıl istila ve Rus zulmü yaşamasına rağmen Türklük onur ve töresinden taviz vermemiştir. İlçe kuzey de Posof İlçesi ile 26 km, Doğu da Gürcistan ile 7 km ve Çıldır İlçesi ile 5 km Güneyde ve Batıda Hanak İlçesi ile 38 km sınırı olup 76 km kara sınırına sahiptir. Toplam yüzölçümü 280 km² olup ortalama rakım 2.200 metredir. Arazi engebeli plato görünümünde olup, İlçenin doğusunda Sivri ve Kel dağı, batısında Ilgar dağı vardır. Sivri dağı eteklerinden Bağırsak çayı Araplar Mevkiinden Çikorasuyu çayları çıkmakta olup bunlar Kur’a Nehri ile birleşmektedir. Bunların dışında bahar aylarında akan yaz sonlarında kuruyan dereler vardır. (Şülgür, Kınalı Kaya, İnce Dere gibi) Bölgenin düşman işgalinden kurtarılmasını müteakip ülke genelinde yapılan idari reform sonucu Damal nahiye olarak 21 köyle birlikte Posof İlçesi’ne bağlanmıştır.1954- 1958 tarihleri arasında buradan ayrılıp Ardahan İlçesi’ne bağlanmış. Hanak Nahiyesinin 1958 tarihinde ilçe statüsüne getirilmesi sonucu köyleriyle birlikte Hanak İlçesine bağlanmıştır. l972 yılında Belediye kurularak kasaba statüsüne dönüşmüştür.27.05.1992 tarih ve 3806 Sayılı Kanun ile Damal, İlçe statüsüne getirilerek 3 mahalle 15 köy bağlanmıştır. Bunlardan Yamçılı, Sulakçayır, Yünbüken köyleri Hanak ilçesine daha yakın olduklarından, tekrardan Hanak İlçesine bağlanmışlardır. 2006 yılında köylerden 5 köy Damal Belediyesine mahalle olarak dahil edilmiştir.
ARDAHAN HOÇVAN BÖLGESİ İLÇE ADAYI
Hoçvan veya Kürtçe Adıyla xoçvan bir sınır bölgesi olması itibariyle, tarih boyunca farklı halkların yerleşkesi olma özelliğini hep koruya gelmiştir. Sınırların bugünkü kadar keskin bir şekilde çizilmediği pre-modern dönemde farklı kültürlere ev sahipliği yapmış bu yüksek yerleşke aynı zamanda değişik iktidarların tahakkümüne de maruz kalmıştır. TransKafkasya ile Anadolu arasında sıkışıp kalan Hoçvan ilk çağlardan günümüze Urartular, Medler, Persler, Bizans İmparatorluluğu, Gürcü ve Ermeni Krallıkları, Selçuklular, Osmanlı İmparatorluğu gibi değişik medeniyetlerin idari hâkimiyetinde kalmış ve onlardan izler barındırmıştır Hoçvan kelimesinin etimolojik kökenine dair bu güne kadar herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Kelime köken itibariyle Ermenice, Gürcüce ve ya Kürtçe bir kelimeden türemiş olabilir. avan kelimesi Ermenicede şehir, köy gibi yerleşim yerleri için kullanılmaktadır. kafkasyada ve Doğu Anadoluda sonu avan ile biten çok sayıda yerleşim birimi vardır. Avan, Erivan, Nahçivan, bunlardan bazıları olup zaman içerisinde fonetik değişimlere uğramışlardır. Örneğin; Teryan Angela adlı Ermeni tarihçi Erivan isminin Ari-van dan türediğini, kelimenin anlamının ise Aryenlerin ülkesi olduğunu ileri sürmüştür. Hoçvan kelimesinin de aynı şekilde türediği ihtimaller dâhilindedir. Fakat bu konuda kesin sınırlar çizmek mümkün değildir. Hoçvanın da içinde bulunduğu bölge antik dönemden itibaren Urartular, Medler, Persler, Ermeni ve Gürcü Krallıkları, Bizanslılar, Araplar, Kürtler, Selçuklu ve Osmanlılar tarafından idare edilmiş ve birçok kez el değiştirmiştir. Yaşanan bu idari değişiklikler, bölgenin kültürel ve ekonomik yapısının değişmesinde de etkili olmuştur. Bölgenin demografik anlamda 20. yüzyılın ortalarına kadar çok çeşitlilik göstermesi bu nedenledir. Bölgedeki idari değişikliğin çok sık olması bölgenin değişik isimlerle adlandırılmasına da neden olmuştur. Örneğin ilk çağlarda Ardahan ve Hoçvanı da içine alan bölge Ermenilerce Gugark olarak adlandırılmış, 15 yüzyıldan sonra ise Gürcülerce de Samtskhe olarak adlandırılmıştır. Hoçvana ilişkin en ayrıntılı idari ve ekonomik bilgiler Osmanlıların bölgeye yerleşmesiyle başlar. Osmanlılar, Bizanslıların yüzyıllardır Anadoluda ve Balkanlarda kullandıkları Tımar sistemini neredeyse hiçbir değişiklik yapmadan uygulamışlardır. Osmanlının ekonomik bel kemiğini oluşturan tımarlara büyük önem verilmiş ve her tımar geliri ayrıntılı olarak kaydedilmiştir. Tımar tahrir defterlerine kaydedilen bu bilgiler bölgelerin sosyoekonomik yapısı hakkında önemli bilgiler içermektedir. Bunlardan birisi de 16 yüzyıla ait Gürcistan İcmal Defteridir. Bu defterde Hoçvan, Küçük Ardahan Livasına bağlı bir nahiye olarak gösterilmekte ve irili ufaklı toplam 66 köyden oluşmaktadır. Köy isimlerinin çoğu Cumhuriyet döneminde Türkçe isimlerle değiştirilmesine rağmen, bazı köyler halk arasında halen eski isimler ile kullanılmaktadır. Bazıları ise zamanla terk edilmiştir. Örneğin Tokuş ve Takyalu zamanla terk edilen köyler arasındadır.. Kürtlerin Transkafkasyaya ne zaman geldikleri tartışma konusudur. Şeddadilerin ve Hazbanilerin 11. ve 12. yüzyılda Kafkasyanın güneyi ve Doğu Anadoluda etkili oldukları bilinmektedir. Ünlü tarihçi Martin Van Bruinnessen 16. yüzyılda Osmanlıların, Kafkasyayı ilhakı sonrasında Karsın kuzeyinde, daha sonraları Çıldır eyaleti olacak Samtskhe bölgesinde yer alan göçebe Kürt aşiretlerinden bahseder. Aynı şekilde Bruinessen, Lynch adlı bir gezginin 1901de kaleme aldığı kitabında Ermeni Platosundaki Kürtlerin, Çaldıran Savaşından sonra Diyarbakırdan bölgeye gönderildiklerine dikkat çeker. Fakat bu bilgi Şeref han'ın Şerefnamesinde yer almamakla beraber, 1665 yılında bölgeyi gezen seyyahlar da, Ermeni platosunda sadece Hıristiyan popülâsyondan bahseder. 18. yüzyılda tımar sistemi Hoçvanda varlığını devam ettirmektedir. Osmanlı arşivlerinde bu döneme ilişkin birkaç tımar becayiş belgesi göze çarpmaktadır. Hoçvan-ı Yurdosan ve Gürizar karyelerinde inhilal olan tımarlar yeni sahiplerine verilmiştir. Bu kişiler Müslüman olup hangi etnik kökenden oldukları belirtilmemiştir. Köylüler üzerinde büyük bir yük olan tımar vergilerine karşı kimi zaman karşı çıkışlar olmuştur. 1780'lerde bölgede bulunan Kürt Pirebadili aşireti ve bazı diğer Kürt aşiretleri mevcut sistemden bağımsız hareketlerinden kaynaklı Rakkaya ( Suriye ) sürülmek istenmişlerdir.] Osmanlı arşivlerinde bu sürgün ile ilgili belgede Pirebadilli aşireti, Badilli aşiretine bağlı bir aşiret olarak gösterilmiştir. 1878 Osmanlı Rus harbi sonrasında Osmanlı Kuzeydoğu Anadolu (Kars, Ardahan, Artvin ) hâkimiyetini kaybetmiş Çarlık Rusyası bölgede etkili bir rol oynamaya başlamıştır. Hoçvan bu dönemde Çarlık Rusyasının Kars Obslastına bağlı bir şekilde idare edilmiştir. Bu dönemle ilgili bilgilerin çoğu sözlü tarih çalışmalarına dayanmakla beraber bu dönemde gelişen olaylarla ilgili birbirinden farklı yorumlar vardır. Arif Ağa, Beyaz Bey, İzzet Bey 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında bölgede etkili şahıslardır. Bu şahıslar Kürt olmakla beraber, bölge siyasetinde feodal kaygılarla hareket etmiş, kimi zaman Osmanlı ve Rus yönetimleriyle ittifaklar kurmuşlardır. Kürtler bu dönemde bölge demografisinin büyük bir kısmını oluşturuyorlardı. Bu dönem, Hoçvan ve çevresinde Ermeni nüfusunun en fazla olduğu dönemlerden biri olup bölgede Rusyadan göçen Malakanlar da yaşamaktaydı. Beroje Malegin denilen bölge ismini yöredeki Malakan nüfusundan almıştır. Xarziyan ve Alagöz de Malakanlar azımsanmayacak bir nüfusa sahiptiler ve bölgede tarımda kullanılan teknolojinin ilerlemesine ciddi katkılarda bulunmuşlardı. Birinci paylaşım savaşı sırasında patlak veren Bolşevik Devrimi, Rusyanın savaştan çekilmesine neden olmuştur. 1918'de Hoçvanı da içine alan bölge Demokratik Ermenistan Cumhuriyetine dâhil olmuş ise de önce Türkiyenin daha sonra da Sovyetlerin işgaliyle gelişen olaylar Demokratik Ermenistan Cumhuriyetinin Sovyetlere bağlanması ile son bulmuştur. Sovyetler Kars ve Ardahanı, devrim sonrası Rusyanın yeniden inşası gibi iç sorunlar nedeniyle savaşılmaksızın Türkiyeye bırakmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra . Ermenice, Rumca ve Kürtçe olan yerleşim yerlerinin isimleri Türkçe kelimelerle değiştirildi. Tüm bu yaşananlardan Hoçvan yöresi de bir o kadar etkilendi. Hoçvandaki tüm köylerde isim değişikliğine gidildi. Kora Beberek, Panik, Pangis gibi isimlerin yerini bayramoğlu Tazeköy, Taşlıdere, Tunçoluk gibi köyler aldı.
Resmi olarak Hoçvan'ın idari bir merkezi bulunmamakla birlikte, bazı kaynaklarda ve halk arasında merkez olarak kabul edilen yerleşim yerleri bulunmaktadır. Gazeteci yazar Mehmet Ali Arslan'a göre, Hoçvan'ın merkezi Hasköy, en büyük köyü ise Tunçoluk'tur. Ardahan olmak üzere Türkiye ve dünya genelinde birçok yerin tanıtımını yapan Mehmet Ali Arslan, 2012 yılında yerel halkın istek ve talepleri üzerine Hoçvan Köylerini Temsil Eden Admin ve Yazarlar Platformu ile yaptığı toplantıda, Dünya genelindeki tanıtımların da Yaylakarakolu'nun sürekli bir yerleşim yeri olduğu mezranın özelliklerini de göz önüne alarak, Kora ve Hacıali köylerine ait Yaylakarakolu mezrasını Hoçvan yerleşim yeri listesine. dahil etmiştir. Böylece Hoçvan'daki yerleşim yerleri (köy) sayısı 22'ye çıkmıştır. Hoçvan'ın Kürtçe Adı ise Xoçvan'dır.
Ardahan'ın Hoçvan Bölgesinde İstanbul'a yoğun bir göç yaşanmıştır. Bu göç dalgası, büyük şehirde yaşayan Hoçvanlıların bir araya gelerek hem kökenlerini korumalarını hem de birbirlerine destek olmalarını sağlamıştır. İstanbul'da hemen hemen her köyün bir derneği bulunmaktadır. Bu derneklerin daha etkin ve koordineli çalışabilmesi için, bölgenin yazar ve gazetecilerinin istek ve önerileri sonucunda 2009 yılında İstanbul'un Esenyurt ilçesinde Hoçvan Dernekler Federasyonu (Hoçfed) kurulmuştur. Hoçfed, kısa sürede Hoçvanlıların İstanbul'daki önemli bir buluşma noktası haline gelmiştir." Hoçvan Spor Kulübü! Kökenleri daha eski yıllara dayansa da, kulüp resmi olarak 2016 yılında kurulmuştur. Bir grup Hoçvanlı genç sporseverin hayaliyle bir araya gelerek kurulan takım, kısa sürede büyük başarılara imza atmıştır. Kulübün ilk başkanı Yusuf Avşar olmuş ve Hoçvan Spor'a yön vermiştir. Takımın renkleri siyah ve kırmızı, köklü bir geçmişe sahiptir. Hoçvan köylerinden biri olan
Bayramoğlu Markaköy Kora köyünün 1998 yılında tanıtım logosunda da bu renkler kullanılmıştır. Bu renkler, aynı zamanda Hoçvan'ın da kimliğini oluşturmaktadır. Kulübün logosunda yer alan at ve Kısır Dağı ise bölgenin doğal güzelliklerine ve kültürel mirasına atıfta bulunmaktadır. Panzerler" lakabıyla anılan Hoçvan Spor, bu takma ismi gazeteci yazar Mehmet Ali Arslan’dan almıştır. Arslan, aynı zamanda kulübün ilk yıllarda takımın medya sponsorluğunu da üstlenmiştir. Kulüp, kurulduğu yıl 2016'da Ardahan amatör liginde şampiyon olarak büyük bir başarıya imza atmış, 2017 yılında ise Ardahan'ı Bölgesel Amatör Lig'de temsil eden tek spor kulübü olmuştur. Hoçvan Spor, sadece bir spor kulübü olmaktan öte, Hoçvan'ın gururu, bir ilin umudu haline gelmiştir. Kulübün başarısı, gençlere örnek olmakta ve bölgeye canlılık katmıştır. Mehmet Ali Arslan tarafından kurulan tanıtım siteleri ve bloglar sayesinde Hoçvanlılar, teknolojiyle erken tanışma fırsatı buldu. Kısıtlı imkanlara rağmen, sosyal medyanın henüz hayatımıza girmediği yıllarda bile Hoçvanlılar, kendi köyleriyle ilgili forum, blog ICQ - Mirc Kanalı ve Gruplarında sonrasında ise internet siteleri aracılığıyla dış dünyayla bağlantı kurmuş ve bilgiye ulaşmıştır.
Mehmet Ali Arslan ICQ ve İrc, Mirc'de Ardahan,
Kars ve Iğdır ile ilgili birçok grup ve sohbet kanalı kurmuş. Sonraki yıllarda ise
Ardahan, Kars ve Iğdır'ın ilk internet siteleri (blog ve forumları) kurmuştu. Mehmet Ali Arslan Ardahan Kars ve Iğdırlıları İnternete ilk alemde tek sloganı ile ilk kez mirc ve IQO'da bir araya getirmiştir,
Kaynaklar
ARDAHAN VALİLİĞİ
ARDAHAN BELEDİYESİ
GÖLE BELEDİYESİ
ÇILDIR KAYMAKAMLIĞI
ÇILDIR BELEDİYESİ
POSOF KAYMAKAMLIĞI
POSOF BELEDİYESİ
HANAK KAYMAKAMLIĞI
HANAK BELEDİYESİ
DAMAL KAYMAKAMLIĞI
DAMAL BELEDİYESİ
EN ÜST DÜZEY ARDAHAN GAZETELERİ
EN ÜST DÜZEY ARDAHAN STKLARI
Daha önce birçok yerde yayımlanan bu belge,
2025 yılında tekrardan
Ardahan Ansiklopedisi sayfasında yayımlanmıştır. Belgeyi ödev gibi çalışmalarınızda ve resmi çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
www.ardahangazetesi.tr
www.ansiklopedi75.blogspot.com