Ardahan Gazetesi | Since 1995 |
YAŞAR GELER YAZDI , "SÜRÜ PSİKOLOJİSİNDE SİYASET"
Sürü psikolojisi belli bir konuya (inanç, fikir, akım gibi) gösterilen ilginin kişi sayısının giderek artması eylemidir. Bu konu genellikle sürü halinde olan hayvanlar için daha çok örneklenir. Çünkü sürü demek hayvanlar topluluğu demektir. Sürü bu topluluk için kullanılan bir terimdir. Ancak biz bunu artık sosyal yaşamda tüm insanlar için kullanıyoruz.
Bir koyun sürüsü dere kenarına gelir. Çoban onları karşı kıyıya geçirmek ister. Fakat, koyunlar karadan geldikleri için su onlar için zorluktur. Önce direnirler geçmek istemezler. Sonra çoban bir koyunu zorla suya atar ve koyun kurtulmak için can havliyle yüzerek karşı kıyıya geçer. Bunu gören diğer koyunlar da artık hiç tereddüt etmeden onun arkasından suya atlayarak ve yüzerek karşı kıyıya geçerler. İşte bu eyleme biz sürü psikolojisi diyoruz. Yani çoğunluk ve önder ne dediyse o uygulanır.
Şimdi gelelim insanlardaki sürü psikolojisine. Bir cadde üzerinde bir dondurma markası var. Aslında orta sınıf bir markadır. Bu dondurmacıdan/aynı firmanın yüz metre ileride ikinci bir şubesi var. Yaz aylarında akşam saatlerinde caddeye çıktığınızda birinci dükkânın önünde onlarca kişi kuyrukta. Kimse kimseyi tanımıyor. Dondurmasını alan bir kenara çekilip dondurmasını yalamaya başlıyor. Yüz metre ilerideki aynı firmanın dondurmacısı ise bom boş. Tek tük insan var. Aslında aynı ürün, aynı firma ama sürü psikolojisiyle insanlar bir yere kanalize oluyor. Ayrıca “ben de buradayım” mesajı veriyorlar. Bu örnekleri ticari yaşamın birçok alanında görmek mümkün.
Şimdi gelelim asıl meseleye. Siyasette sürü psikolojisine. Bu durum o kadar zor bir gözleme dayanıyor ki aslında toplum bilimcilerin, sosyologların ve psikologların araştırma ve inceleme konusuna girer, diye düşünüyorum. Çünkü ağırlıklı bir bölümünde koşulsuz itaat var.
Malum gündemimizde bir çözüm var. Bu çözüm süreci epeydir etraflıca tartışılıyor. Fakat, aslında konunun özünü daha tam olarak bilmeden tartışılıyor.
İsmi güzel; Terörsüz Türkiye. İçeriğinde ne var? Henüz tam olarak bilinmese de özellikle PKK Terör Örgütü üyelerine af getirmek ve liderini özgürlüğüne kavuşturmak. Zaten uzun bir zamandır ülkenin terör diye önemsenecek bir sorunu yoktu. Bir anda hadi çözelim denilerek ortaya çıkıldı. Elbette ki hiç kimse tek bir kişinin canını yitirmesini istemez ve beklemez. Hatta terörün hiç ismi dahi anılsın istemez. Ancak, ülkede bir dilim baklava çalan aç ve masum çocuklar ceza almışken binlerce vatandaşın canına kıyan terör örgütü mensuplarının salıverilmesi akla uygun gelmiyor. Neyse bu konuyu meclis ve halk çözecektir diye düşünüyorum.
Şimdi sürü psikolojisi meselesi de burada başlıyor: Bu işin lokomotifi olan iki parti “devlet aklı böyle gerektiriyor” diyerek meseleye yaklaşıyor, milletvekilleri de koşulsuz itaat ediyor, bunu anlıyoruz. Fakat diğer siyasi unsurların konuşmalarına bakınca birçok ta çekince ortaya koyarak meseleye yaklaşıyor ve bizde varız diyerek olumlu yönde bir yaklaşım sergiliyorlar. Yani aslında “sürüden ayrılanı kurt kapar” mantığıyla hareket ederek ve tam da bahsettiğimiz sürü psikolojisine kapılarak “kerhen” de olsa evet dediklerini görmekteyiz. Bakalım süreç ne getirecek, kim haklı kim haksız olacak? Ülkemiz hangi durumlara gebe kalacak?
Umarım ve dilerim ki Atatürk Türkiye’sinin özü bozulmadan Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal ve fiziki yapısı değişmeden bu beladan da kurtuluruz.
Yaşar GELER